BİYOGRAFİ
3 yaşında ilk kez gittiği piyano resitalinde, üstelik İdil Biret'i dinleyince, öyle büyük bir hayranlık duydu ki belki de o resital Mehveş Emeç'in hem müzik hayatını hem de tüm yaşamını etkiledi. Bugün bile hâlâ basın röportajlarında İdil Biret'e ve onun geniş repertuarına hayranlığını dile getiriyor...
O ilk resitalin üzerinden çok geçmeden tam bir sene sonra 4 yaşında verdiği ilk konserinde Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın ayaklarının dibine mor bir menekşe sepeti bırakışı o günlerin en heyecan verici anlarından biri olmuştu.
Cumhuriyet döneminin tanınmış kültür sanat adamlarından siyasetçi, yazar ve gazeteci Vedat Nedim Tör, Filarmoni Derneği’ndeki ilk resitalinde kendi bestesini bis olarak çalan Mehveş'i dinleyince "Bu çocuk bir virtüöz olacak!" diyerek ayağa fırlamıştı.
İlk piyano derslerini, amatör bir piyanist olan annesi Bilge Emeç'ten sonra Cemal Reşit Rey'in öğrencilerinden pedagog Rânâ Erksan'dan ve ardından dönemin İstanbul'un da en gözde piyano hocası olan Avusturyalı piyanist Prof. Friedrich von Statzer'den aldı. (Statzer, ünlü tiyatro sanatçısı Bedia Muvahhit ile evlenmiş, Türk vatandaşı olmuş, Ferdi Ştatzer ismini kullanmıştır.)
Ardından İstanbul Belediye Konservatuvarı'na girdi ve konservatuvarı sınıflar atlayarak 14 yaşında bitirdi. Aynı dönemlerde Avusturya Lisesi'nde de eğitimine devam etti, 17 yaşında kazandığı devlet bursu ile Avusturya'ya gönderildi. Önce Avusturya'da Elisabeth Leonskaja ile çalışan Mehveş Emeç, dünyanın en ünlü müzik merkezi olarak bilinen Salzburg'daki Mozarteum Müzik Üniversitesi'nde Prof. Peter Lang’ın sınıfına tam burslu olarak kabul edildi ve Avusturya'da 8 yıllık çok yoğun bir eğitim döneminin ardından çift Anadal yaparak hem konser piyanistliği hem de müzik pedagojisi bölümlerinden master derecesiyle mezun oldu.
Daha Salzburg Mozarteum'dan mezun olmadan 20 yaşındayken Viyana'da Bösendorfer Ödülü'nü kazandı. Bu ödülü, 5 yıl sonra 25 yaşında Fransa'da kazandığı Ravel Ödülü takip etti. Ödüllerinin ardından aynı yıl Bilkent Üniversitesi'nde de müzik doktorasını tamamladı.
Müzikle dolu dolu geçen ve zirveye doğru yol alan bu yıllarda Emeç ailesinin 7 Mart 1990'daki acı kaybı, müzikteki o geçiş ve de derin sessizlik anları gibi sadece ailenin değil belki de Türkiye'nin kaderinde soğuk ve gri bir dönem oldu. Mehveş Emeç, kendisiyle gurur duyan ve konserlerinde kızından daha çok heyecanlanan babası Çetin Emeç'e sevgi ve özlemini hem müziğiyle hem de besteleriyle her daim dile getirmeye devam ediyor.
Mehveş Emeç, 1990 ve 2000 yılları arasında hem Türkiye'de yaşanan bu acı olaydan uzaklaşmak hem de müzik çalışmalarına devam etmek üzere Londra'da yaşadı. Tam da o günlerde, Martha Argerich, Radu Lupu, Barry Douglas, Mitsuko Uchida, Leon Fleisher ve Hüseyin Sermet gibi dünyaca ünlü piyanistlerin de hocası olan Maria Curcio'dan aldığı davet üzerine onun hem öğrencisi hem de asistanı olarak Londra'ya taşındı. Curcio, Emeç'e o kadar güveniyordu ki dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerini düzenli dinlemeye zamanı olmadığı için bazıları Mehveş Emeç ile çalıştıktan sonra Curcio'nun karşısına çıkıyordu. Mehveş Emeç bu süreçte fırsat oldukça Ankara, İzmir, İstanbul, Antalya ve Eskişehir gibi Türkiye’nin çeşitli illerinde resital ve konserler vererek ve IKSV Müzik Festivali'nde sahne alarak Türkiye ile bağını hiç bir zaman koparmadı. O dönemde hem konserleriyle hem de konuk olduğu programlardaki söyleşileriyle TRT2 ve TRT3 kanallarında da yer aldı.
Yıl 1998'i gösterdiğinde Mehveş Emeç Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından "Devlet Sanatçısı" unvanı ile onurlandırıldı.
Yine bu dönemde ve farklı yıllarda, Turkiye'deki Mehmetçik Vakfı, Türkiye Yardım Sevenler Derneği, Rotary Derneği, ABD'deki Jaycess Foundation gibi önemli sivil toplum kuruluşlarından "Kültürel Başarı Ödülü" ve özel sektör ve platformlar tarafından "Başarı Ödülleri" ile ödüllendirildi.
"Devlet Sanatçısı" unvanına lâyık görüldükten 6 yıl sonra müzik hayatındaki akademik kariyerini 2004'te Marmara Üniversitesi’nde Doçentlik unvanını ve 10 yıl sonra 2014'te yine Marmara Üniversitesi'nde Profesörlük unvanını alarak sürdürdü.
Mehveş Emeç ilk ödülünü kazandığı günden bugüne kadar müzik hayatı boyunca, zaman elverdiği ölçüde hem sahne performanlarına hem de akademik çalışmalarına devam etti.
Mehveş Emeç, Mozart yorumlarıyla ünlenip öne çıksa da sanatçının repertuvarında Mozart, Schumann, Chopin, Schubert ve Ravel’in ayrı bir yeri var. Londra Wigmore Hall'da kaydettiği Schumann Albümü büyük beğeni topladı. Ardından kaydettiği Popüler Klasikler Albümü ise öyle büyük bir ilgi gördü ki 3 farklı baskı ile yeniden yeniden yayınlandı. Kendi besteleri de müzikseverler tarafından büyük alkış alan Emeç, klasik formun dışında da yaptığı özgün eserler nedeniyle piyanist ve besteci kimliği yerine sadece piyanist kimliğiyle anılmayı tercih ediyor.
Mehveş Emeç'in birlikte sahneye çıktığı orkestralar arasında, Orchestre National Bordeaux Aquitaine, Avrupa Gençlik Orkestrası "Tempo de Toulouse", Orchestre des Jeunesse de Méditerrannée, Volos Senfoni Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Akbank Oda Orkestrası, Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, Eskişehir Devlet Senfoni Orkestrası ve Bilkent Senfoni Orkestrası yer alıyor.
Aynı sahneyi paylaştığı şefler arasında ise Howard Griffiths, Michel Tabachnik, Gerhard Wimberger, Tadeusz Strugala, Iosif Conta, Vladimir Conta, Veronica Dudarova, Ionescu Galati, Simeon Kogan, Michael Rochas, Antonio Pirolli, Konstantin Krimetz, Alain Lombard, Jan Stulen, Marc Ursule, Patrick Fournillier, Fahrettin Kerimov, Çetin Işıközlü, Ender Sakpınar, Orhan Şallıel, Erol Erdinç ve Rengim Gökmen gibi önemli şefler yer alıyor.
Mehveş Emeç'in Avrupa'da konser ve resital verdiği ülkeler arasında, Avusturya, Almanya (Tonhalle), İsviçre, Yunanistan (Megaron), Fransa, İspanya, İngiltere ve İrlanda yer alıyor.
Türkiye'de ise IKSV Müzik Festivali'nin yanı sıra Eskişehir'de Eskişehir Belediyesi Kültür ve Sanat Sarayı, Ankara'da Bilkent Konser Salonu ve CSO, İzmir'de Atatürk Kültür Merkezi, İsmet İnönü Sanat Merkezi, Sabancı Kültür Merkezi, Antalya'da Antalya Kültür Merkezi Aspendos Salonu, İstanbul'da AKM, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Lütfi Kırdar, Harbiye Açıkhava, Çırağan Sarayı, Fransız Sarayı ve Avusturya Sarayı gibi konser salonu ve özel mekanlar konser ve resital verdiği yerlerden bazıları…
Virtüözitesi ve sahnede seyircisiyle kurduğu sıcak bağ sayesinde toplumun farklı kesimlerinden gördüğü ilgi ve sevgi ile basından gördüğü büyük ilgi de Mehveş Emeç'e her zaman özel bir sorumluluk yüklemiştir. Bununla birlikte sanatçı, klasikten crossover projelere, büyük ses getiren farklı çalışmalara da imza atmıştır. Bu özel projelerde Quarteto Porteno, Sertap Erener, Fatih Erkoç, Yavuz Bingöl, Burak Kut, Candan Erçetin gibi sevilen ve önemli sanatçılar hem Mehveş Emeç ile aynı sahneyi paylaşmış hem de zaman zaman Emeç'in kendi bestelerini seslendirmişlerdir.
Türkiye’de ve Avrupa’da kazandığı başarılar, aldığı övgü, ödül ve ünvanlarla, Cumhuriyetimizin yetiştirdiği en nitelikli piyanistlerimizden olan Mehveş Emeç, 2023 yılına özel repertuvarıyla, Cumhuriyet’in 100.yıl coşkusunu kendi gibi kalbinde vatan ve Cumhuriyet sevgisi olan tüm müzikseverlerle paylaşmaya hazırlanıyor.